Tüm tuzakları biliyor olup bunca faka basmak… İnsanın
doğası galiba, doğal olan bir başka şeyse tuzakların olağan olması, yaşanıyor
olması, insanın üstüne üstüne gelmesi… Lanet olası “federaller”, bu cinayeti
kendi polis sistemimle çözmeyi planlıyordum ama işe evrensel doğa yasaları
parmak attı. Herşey saklı gizli olmak zorunda ya açık düşüncelerimi bir kenera
atıp gizli düşüncelerimin peşine düştüler. Polis gizemi sever, zaten aksiyon
arıyor… Hayal kurdum… Hayal; tüm insani duygularımın fikir ile vücut bulmuş
hali. İçinde sevinçlerim, beklentilerim, isteklerim, korkularım vardı. Dolayısı
ile yaşadıklarımın da hepsini içinde barındırıyordu… Geniş zamana yayılmış
anlık olaylar silsilesi. Sevincim uzun sürdü, beklentilerim bitmek bilmedi(bkz:
Ademin elma olayı), isteklerim bazen gerçekleşti, korkularım hep vardı. Bu
denklemin adaletsiz olduğunu düşünmeye başladım. Saatlerce kurduğumu sandığım
bir kale tek top atışı ile yerle eksan oluyor… Oysa topu yaratan da benim ateş
edende… Ne saçma değil mi? Ve bunu bilip hala topun fitilini ateşlemeye engel
olamamak. Artık gerçekten bunu istemiyorum… Yeter… Çok üzülüyorum, yoruluyorum…
Kendimi boşluğa bırakmaya hazırım herşey tanrının elinden geldiği gibi olsun.
Biz istersek, duvarlara pencereler açarız
Biz istersek, gökyüzüne gökuşağı asarız
Biz istersek, rüzgârlara kanat açar uçarız
Biz istersek, yüzyılları bir gecede yaşarız
Biz istersek, gözyaşından gülen elma yaparız
Biz istersek, kahkahadan ağlayan nar yaparız
(I.Irem)
Biz istersek, duvarlara pencereler açarız
Biz istersek, gökyüzüne gökuşağı asarız
Biz istersek, rüzgârlara kanat açar uçarız
Biz istersek, yüzyılları bir gecede yaşarız
Biz istersek, gözyaşından gülen elma yaparız
Biz istersek, kahkahadan ağlayan nar yaparız
(I.Irem)
Hayat hep ironik; kurulu düzeni korumak adına 30cm
mesafeden el sallamak giden trene…
Ve aynı trenin sesini duyup öküzce bakmak menzilden çıkana dek…
Bir istasyon şefinin gönderdiği trenden sonra işini bitirmiş olmanın verdiği huzurla başını yastığa koyması ve aynı treni bir sonraki istasyon şefinin heyecanla beklemesi… Hepsi aynı yol üzerinde farklı zamanlarda ama aynı “an” içerisinde…
Beni anla!
Ve aynı trenin sesini duyup öküzce bakmak menzilden çıkana dek…
Bir istasyon şefinin gönderdiği trenden sonra işini bitirmiş olmanın verdiği huzurla başını yastığa koyması ve aynı treni bir sonraki istasyon şefinin heyecanla beklemesi… Hepsi aynı yol üzerinde farklı zamanlarda ama aynı “an” içerisinde…
Beni anla!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder