1 Ocak 2014 Çarşamba

Tren



Tüm tuzakları biliyor olup bunca faka basmak… İnsanın doğası galiba, doğal olan bir başka şeyse tuzakların olağan olması, yaşanıyor olması, insanın üstüne üstüne gelmesi… Lanet olası “federaller”, bu cinayeti kendi polis sistemimle çözmeyi planlıyordum ama işe evrensel doğa yasaları parmak attı. Herşey saklı gizli olmak zorunda ya açık düşüncelerimi bir kenera atıp gizli düşüncelerimin peşine düştüler. Polis gizemi sever, zaten aksiyon arıyor… Hayal kurdum… Hayal; tüm insani duygularımın fikir ile vücut bulmuş hali. İçinde sevinçlerim, beklentilerim, isteklerim, korkularım vardı. Dolayısı ile yaşadıklarımın da hepsini içinde barındırıyordu… Geniş zamana yayılmış anlık olaylar silsilesi. Sevincim uzun sürdü, beklentilerim bitmek bilmedi(bkz: Ademin elma olayı), isteklerim bazen gerçekleşti, korkularım hep vardı. Bu denklemin adaletsiz olduğunu düşünmeye başladım. Saatlerce kurduğumu sandığım bir kale tek top atışı ile yerle eksan oluyor… Oysa topu yaratan da benim ateş edende… Ne saçma değil mi? Ve bunu bilip hala topun fitilini ateşlemeye engel olamamak. Artık gerçekten bunu istemiyorum… Yeter… Çok üzülüyorum, yoruluyorum… Kendimi boşluğa bırakmaya hazırım herşey tanrının elinden geldiği gibi olsun.

Biz istersek, duvarlara pencereler açarız
Biz istersek, gökyüzüne gökuşağı asarız
Biz istersek, rüzgârlara kanat açar uçarız
Biz istersek, yüzyılları bir gecede yaşarız
Biz istersek, gözyaşından gülen elma yaparız
Biz istersek, kahkahadan ağlayan nar yaparız
(I.Irem)



Hayat hep ironik; kurulu düzeni korumak adına 30cm mesafeden el sallamak giden trene…
Ve aynı trenin sesini duyup öküzce bakmak menzilden çıkana dek…
Bir istasyon şefinin gönderdiği trenden sonra işini bitirmiş olmanın verdiği huzurla başını yastığa koyması ve aynı treni bir sonraki istasyon şefinin heyecanla beklemesi… Hepsi aynı yol üzerinde farklı zamanlarda ama aynı “an” içerisinde…
Beni anla!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder