19 Mayıs 2014 Pazartesi

Sanat, boncuktan kuş yapmak mı?


Bir bozukluk var bu düzende ya da ben bozuğum düzen içinde? Kim bilir sonuçlara nasıl dayanır sebepler… Şimdi, hiç bilinmeyen bir ülkeye yolculuk gibi yaşadığım hayatın yabancılığını çekerken, hem yüzümde bir gülümseme var hemde içimde bir kırgınlık. Bizim ülke 3. Dünya ülkesi gibi içinde çok tatlı insanları ve yetenekleri barındıran ama hiç bir şey yapamayan, sömürü halinde... Şimdi ruhumun taşındığı ülke de yabancılık çekmem bu yüzden, herşeyin ederi var ve herkes bunun bilincinde olmak zorunda gibi… Küçüklüğümden beri paylaşan bir çocuktum. Bende olan, başkasında olmayan şeyleri fark ettiğim an; kullanmaktan utanan biri. Şimdi küçük ayrıntılara dikkat etmekten resmin bütününü kaçırdığımı fark ediyorum. Bardağın boş tarafını görmek saçma bir huy halinde gözlerime yapışmış durumda, mesela her seferinde eksiklerimi düşünüyor olmam, bu durumla ilgili bir kıyası kovalıyor olmam beni yoruyor.

Sanat; boncuktan kuş yapmak mı? İnsan kişi onu üretmiş ve buna sanatım diyorsa, duygularını aktarıyorsa; o obje onun sanatı olarak kalacak. Ben yorumlamaktan, adlandırmaktan ve eleştirinin yapıcı olduğu kanısında kalmaktan, her zaman bıdı bıdı yapan bir zihinle başbaşa oturmuş henüz yazımı tamamlamadan “bu iş olmadı” diyerek masadan kalkmaktan yoruldum. Kendimi yordum biraz… İçimdeki farklı oluşumları tek noktaya kanalize edip bir disipline sokamadım. Kaynağa ulaşmak isteyen, avare yaşayan, düşünen, kusan, çalışan, gülen, düşünen, düşünen, düşünen bir şey var içimde. Net bir şekilde söylemeliyim ki bahanem yok! Çantam hazır artık, ben hazır olmasam da yarın yola çıkıyorum. Yeni bir ülke de yaşıyacağım, tam da bunu söylerken aklıma şu sözleri geliyor Konstantinos Kavafis’in;


Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim, dedin
Bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
Kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
Boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.
Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
Aynı mahallede kocayacaksın;
Aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de.

Elime öylesine bir kalem aldım, yazdığım birkaç cümle oldu. Öylesine bir gitar aldım çaldığım birkaç şarkı oldu. Her defasında birkaç şey yapıp bıraktığım onlarca şey oldu, bana ne olduklarını ya da kendimi nasıl hissettirdiklerini sorma bazen bir şey yapmak sadece yapmaktır. Şimdi bütün meselemiz tanrıyla aramızda mı? Onlar sordu ben sustum, onlar sordu ben sustum velhasıl ne iyiydi ne de kötü…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder