Bir bozukluk var bu düzende ya da ben
bozuğum düzen içinde? Kim bilir sonuçlara nasıl dayanır sebepler… Şimdi, hiç
bilinmeyen bir ülkeye yolculuk gibi yaşadığım hayatın yabancılığını çekerken,
hem yüzümde bir gülümseme var hemde içimde bir kırgınlık. Bizim ülke 3. Dünya
ülkesi gibi içinde çok tatlı insanları ve yetenekleri barındıran ama hiç bir
şey yapamayan, sömürü halinde... Şimdi ruhumun taşındığı ülke de yabancılık
çekmem bu yüzden, herşeyin ederi var ve herkes bunun bilincinde olmak zorunda
gibi… Küçüklüğümden beri paylaşan bir çocuktum. Bende olan, başkasında olmayan
şeyleri fark ettiğim an; kullanmaktan utanan biri. Şimdi küçük ayrıntılara
dikkat etmekten resmin bütününü kaçırdığımı fark ediyorum. Bardağın boş
tarafını görmek saçma bir huy halinde gözlerime yapışmış durumda, mesela her
seferinde eksiklerimi düşünüyor olmam, bu durumla ilgili bir kıyası kovalıyor
olmam beni yoruyor.
Sanat; boncuktan kuş yapmak mı? İnsan kişi
onu üretmiş ve buna sanatım diyorsa, duygularını aktarıyorsa; o obje onun
sanatı olarak kalacak. Ben yorumlamaktan, adlandırmaktan ve eleştirinin yapıcı
olduğu kanısında kalmaktan, her zaman bıdı bıdı yapan bir zihinle başbaşa
oturmuş henüz yazımı tamamlamadan “bu iş olmadı” diyerek masadan kalkmaktan
yoruldum. Kendimi yordum biraz… İçimdeki farklı oluşumları tek noktaya kanalize
edip bir disipline sokamadım. Kaynağa ulaşmak isteyen, avare yaşayan, düşünen,
kusan, çalışan, gülen, düşünen, düşünen, düşünen bir şey var içimde. Net bir
şekilde söylemeliyim ki bahanem yok! Çantam hazır artık, ben hazır olmasam da
yarın yola çıkıyorum. Yeni bir ülke de yaşıyacağım, tam da bunu söylerken
aklıma şu sözleri geliyor Konstantinos Kavafis’in;
Bir başka ülkeye, bir başka denize
giderim, dedin
Bundan daha iyi bir başka şehir bulunur
elbet.
Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla
karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak
ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
Kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün,
Boşuna bunca yıl tükettiğim bu ülkede.
Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz
bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
Aynı mahallede kocayacaksın;
Aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma-
Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu
köşecikte,
Öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde
de.
Elime öylesine bir kalem aldım, yazdığım birkaç cümle oldu.
Öylesine bir gitar aldım çaldığım birkaç şarkı oldu. Her defasında birkaç şey
yapıp bıraktığım onlarca şey oldu, bana ne olduklarını ya da kendimi nasıl
hissettirdiklerini sorma bazen bir şey yapmak sadece yapmaktır. Şimdi bütün
meselemiz tanrıyla aramızda mı? Onlar sordu ben sustum, onlar sordu ben sustum
velhasıl ne iyiydi ne de kötü…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder