21 Ekim 2013 Pazartesi

Desibel

http://culturacolectiva.com/ Sebastian Bieniek
Sen henüz küçükken cennetin bahçelerinde oyun oynardın. Kıyafetlerini kendine boyun bağı yapmış genç bir adam elma ağacının kalın dallarından birinde astı kendini. O gün onu görmemen için tanrı gözlerini bağladı senin. Kör ebe oynadın bir süre arkadaşlarınla. Çünkü tanrı bütün masumluğun ile dünyaya inmeni istiyordu. Küçük kızım sen hayal kahramanları gibi şehrin tüm ara sokaklarından hiçbir zarar görmeden geçtin. Zaman kadar hızlıydın sadece. Yanında kalmak isteyen her kim varsa, hızla geçip gidiyorsun… Seni görmeyenlerin arasında uzun uzun oturuyorsun.  Cennette kendini asan adamın hikâyesi kulaktan kulağa fısıldandı. Sen sadece masal gibi duydun o hikâyeyi. Tanrı gözlerini kapadı ama kulaklarını özellikle açık bırakmıştı. Esirgeyendi, bağışlayandı.  Seninle bağ kuran her erkek o cennetteki azap çeken adamdı. Baban, abin, erkek arkadaşların… Hiç biri ölmekten çekinmiyordu. Hatta bunun için gelmiş bile olabilirlerdi… Mavi kocaman gözlerinin arkasında göstermek istediğin her ne varsa. Aynanın karşısına, objektifin karşısına,  gözlerimin karşısına geçip duruyor olman içimde yeni bir hikâye başlatır. Sen farkında değil misin? Soruyorum, hani kulakların açıktı?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder